I- GİRİŞ

Çeşitli basın ve yayın kuruluşlarının çalışanlarına “telif ücreti” adı altında ödeme yaparak sosyal güvenlik ve iş hukukundan doğan yükümlülüklerden kaçınılmak istediği, diğer yandan eğitim kurumlarının da öğretmenlere yaptıkları bazı ödemeleri “telif ücreti” olarak adlandırdıkları ve yine mali yükümlülüklerden kaçınmaya çalıştıkları görülmektedir. Çalışanlara telif ücreti adı altında yapılan ödemelerin iş ve sosyal güvenlik hukukundan doğan yükümlülüklere engel olamayacağı makalemizin konusudur.

II- SÖZLEŞME TÜRÜNÜN BELİRLENMESİ

İş görme sözleşmelerinin ayırt edici niteliğinin ödenen tutara verilen ad olmadığı açıktır. Bu nedenle öncelikle taraflar arasındaki sözleşme türünün belirlenmesi önem kazanmaktadır(1).

Eser sahibi kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. Sadece sözleşme ile üstlendiği eseri meydana getirmekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin varlığı, ücretin ödenmesini gerektirir. Eser (telif) sözleşmesine ilişkin hükümlerde, iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Bağımsız olarak iş gören, bu nedenle faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahip olan, bütün zamanını tek bir müvekkile hasretmek zorunda olmayan vekil, farklı kişilere ayrı vekalet sözleşmeleri yapabilmekte ve bu şekilde ekonomik olarak tek bir işverene bağlı olmaktan kurtarılmaktadır.

İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edinimi işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık söz konusudur.

İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendisine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödeme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgularıdır.

İş sözleşmesinin varlığı halinde telif ücreti adı altında ödeme yapılması ve hatta telif sözleşmesi yapılmış olması dahi iş sözleşmesinin varlığını ortadan kaldırmayacaktır(2).

III- YASAL YÜKÜMLÜLÜKLER

Yasal yükümlülüklerin kayıtlı ve kayıtlı olmayan sigortalılar/işçiler için ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.

A- KAYITLI OLMAYAN ÇALIŞANLAR

Kayıtlı olmayan çalışanlar açısından telif ücreti adı altında ödenen ücretlerin gerçek ücret olarak kabul edilmesi(3), ödenen bu ücretlerden prim tahakkuk ettirilmesi ve haksız fesih tazminatı dahil(4) iş hukukundan doğan diğer tüm haklarının bu ücret dikkate alınarak hesaplanması gerekmektedir.

B- KAYITLI ÇALIŞANLAR

Kayıtlı çalışanlarda telif ödemelerin düzenli yapılıp yapılmadığı önem kazanmaktadır.

1- Düzenli Ödemeler

Düzenli ödemelerin ücretin eklentisi sayılması gerekmekte ve tüm yasal yükümlülüklerin bu ödemeler dikkate alınarak hesaplanması gerekmektedir(5).

2- Düzenli olmayan Ödemeler

Düzenli olmayan ödemeler ise İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku açısından ayrı ayrı incelenmiştir.

* Kıdem ve İhbar Tazminatı Açısından; İçtihatta düzensiz yapılan ücret dışı telif ücreti ödemelerinin ihbar ve kıdem tazminatlarına esas ücretlerin belirlenmesinde dikkate alınmayacağının(6) değerlendirildiği görülmektedir.

* Sosyal Güvenlik Yükümlülükleri Açısından; Diğer yandan bu ödemelerin gerçek ücretin bir unsuru olarak değerlendirildiği görülmektedir. 5510 sayılı Yasa’nın 80. maddesinde,

“a) Prime esas kazançların hesabında;

1) Hak edilen ücretlerin,

2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,

3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,

brüt toplamı esas alınır.

b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.

c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur.” denilmektedir. Yasa’nın amir hükmü gereği ücret alacağı kabul edilen bu ödemelerin sigortalının prim matrahına dahil edilmesi, sosyal sigorta primi kesilerek ödenmesi gerekmektedir(7).

IV- SONUÇ

İçtihatta çalışanlara telif ücreti adı altında yapılan ödemelerin düzenli olması halinde; sözleşme türünün araştırıldığı, bağımlılık unsurunun da bulunması halinde taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdi olarak değerlendirildiği görülmektedir. Bu halde ödenen telif ücretlerinin “ücret” olarak değerlendirilmesi ve yasal yükümlülüklerin matrahı kabul edilmesi gerekmektedir.

Diğer yandan gerek basın ve yayın kuruluşlarınca ve gerekse eğitimi kurumlarınca çalışanlara ücretlerinin yanında arızi olarak telif ücreti ödemelerinin de yapıldığı görülmektedir. Bu halde ise arızi ödemelerinin kıdem ve ihbar tazminatında dikkate alınamayacağı değerlendirmelerinin yapıldığı görülmektedir.

Ancak, sigortalılara arızi de olsa (yasa sayılan istisnalar dışında) nakdi olarak yapılan her türlü ödemenin prim matrahına dahil edilmesi gerekmektedir.

Yazar: Serdar GÜNAY*

Yaklaşım / Eylül 2015 / Sayı: 273

*          Sosyal Güvenlik Kurumu Başmüfettişi

(1)         “Mahkemece davacı işçi ile dava dışı D. Haber Ajansı arasında bir telif sözleşmesi olup olmadığı araştırılmamıştır. Yine bu dava dışı şirket tarafından davacı işçiye telif ücreti ödenmesini gerektiren bir iş verilip verilmediği ve her ay maktu şekilde bir ödeme yapılmasının nedeni gibi hususlar üzerinde durulmamıştır. Davacı gazeteci olduğuna göre telif ücreti konusunun açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.” Yrg. 9. HD.’nin, 15.03.2005 tarih ve E. 2004/13599, K.2005/8518 sayılı Kararı.

(2)         “Dosya içeriğine göre davacı ile davalı arasında 01.06.2007 tarihli telif sözleşmesi ile kendisinden istenileni yerine getirmesi karşılığı davacıya belli bir bedel ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu sözleşmede eserin konusu açıkça belirtilmemiştir. Davacı tarafından sunulan kayıtlara göre davacıya her ay belli bir miktarda ödeme yapılmıştır. Bunun yanında işyeri giriş kartı ve yemek kartına göre davacı iş görme edimini veya sözleşmedeki gibi istenilen eseri işyerinde yerine getirmiştir. Somut olayda davacının davalı ait işyerinde onun talimatlarına göre yönetim hakkı kapsamında yerine getirdiği ve her ay belirli bir ücret aldığı, aralarındaki ilişkinin bağımlılık nedeni ile iş ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Kayıtlarda bu çalışmanın görülmesi veya davacının bir hizmet tespiti davası açmaması, aradaki iş ilişkisini ortadan kaldırmaz. İş ilişkisi olduğunu gösteren yeterli delil vardır.” Yrg. 9. HD.’nin, 31.05.2010 tarih ve E. 2009/21771, K. 2010/15108 sayılı Kararı.

(3)         “Dosya içinde müteaddit aylar muhabirlere mahsus ödeme icmal cetveli ile muntazam şekilde aylık ödemeleri davacıya ücret adı altında yapıldığı gibi tedavi giderleri de karşılanmış olup davacı tanıkları da bu yazılı belgeleri doğrular şekilde açıklamalarda bulunmuşlardır. Bilirkişi raporunda da ücretten söz edilmektedir. Birkaç yıl bu şekilde ilişkinin sürdürülmüş olması arada telif akdi ilişkisi olmayıp hizmet akdi ilişkisi olduğunu göstermektedir.” Yrg. 9. HD.’nin, 18.10.1999 tarih ve E. 1999/13238, K.1999/15919 sayılı Kararı.

(4)         “Mahkemece davacı işçi ile dava dışı D. Haber Ajansı arasında bir telif sözleşmesi olup olmadığı araştırılmamıştır. Yine bu dava dışı şirket tarafından davacı işçiye telif ücreti ödenmesini gerektiren bir iş verilip verilmediği ve her ay maktu şekilde bir ödeme yapılmasının nedeni gibi hususlar üzerinde durulmamıştır. Davacı gazeteci olduğuna göre telif ücreti konusunun açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.” Yrg. 9. HD.’nin, 31.05.2010 tarih ve E. 2009/21771, K. 2010/15108 sayılı Kararı.

(5)         Yrg. 9. HD.’nin, 31.05.2010 tarih ve E. 2009/21771, K. 2010/15108 sayılı; 18.10.1999 tarih ve E. 1999/13238, K. 1999/15919 sayılı Kararı.

(6)         “Taraflar arasındaki imzalanan hizmet sözleşmelerinde ücretler belirlenmiş olup ücretlerden banka vasıtasıyla ödenmiştir. Ödenen bu ücretler dışında davacıya her ay devamlı telif ücreti ödeneceği veya ödendiği hususunda kanıt da mevcut değildir.         Devamlılık arz etmeyen arizi ödemelerin ihbar ve kıdem tazminatlarına esas ücretlerin belirlenmesinde nazara alınması mümkün değildir.” Yrg. 9. HD.’nin, 17.02.2005 tarih ve E. 2004/14046, K. 2005/4541 sayılı Kararı; “5953 sayılı Kanun’un 212 sayılı Kanunla değişik 14. maddesindeki kararlaştırılan ücretten maksat asıl ücret olup buna munzam ücretler bu mefhuma dahil değildir. Bu sebeple zikri geçen Kanun’un ek maddesi kapsamı dışında kalan telif ücreti, kardan ikramiye ve çalışılmayan hafta tatili ücretleri için de yüzde 5 fazlaya hüküm olunması” Yrg. 9. HD.’nin, 05.12.1974 tarih ve E. 1974/4480, K. 1974/28375 sayılı Kararı.

(7)         “Taraflar arasında önemli olan uyuşmazlık davacının ne kadar aylık ücret aldığı konusudur. Mahkeme kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunda davacının aylık ücreti 42.000.000 olarak belirlenmiştir. Ne var ki, davacının imzasını taşıyan bordrolarda ve Bölge Çalışma Müdürlüğü’nün tespitlerinde davacının aylık 17.066.900 TL brüt ücret aldığı saptanmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacıya ayrıca telif ücreti de ödendiği ortaya çıkmış bulunmaktadır.

             Bu olgulara göre, davacının ücretinin mahkemece tam olarak belirlenmediği anlaşılmaktadır. Davacının gerçek ücreti içlerinde muhasebe konusunda uzman olan üç kişilik bir bilirkişi kurulu aracılığıyla tespit edilmeli” Yrg. 9. HD.’nin, 08.07.1997 tarih ve E. 1997/10848, K. 1997/14324 sayılı Kararı.