MAKALELER

Anasayfa > Makaleler

2000 yılından sonraki aylıklar hatalı mı?

19 Ağustos 2019

I- GİRİŞ

25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunla SSK emeklilerinin aylık bağlama sistemi 01.01.2000 tarihinden geçerli olmak üzere tamamen değiştirilmiştir. Yapılan değişiklik ile 1978 yılından beri uygulanmakta olan katsayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırılmış, yerine sigortalılarının tüm hizmetlerinin esas alındığı ve kazançların Devlet İstatistik Enstitüsü  (DİE) tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler Tüketici Fiyatları İndeksindeki artış oranı (TÜFE) ve gayri safi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla Gelişme Hızı (GH) ile güncellendiği bir sistem öngörülmüş ve aylık bağlama oranları yeniden belirlenmiştir.

Son dönemlerde, Adana İlinden bir emeklinin açmış olduğu davanın da etkisiyle 2000 yılından sonra bağlanan emekli aylıklarının eksik hesaplandığı yolunda basında haberler yapılmış ve bunun üzerine de çok sayıda emeklide aylığının yanlış hesaplandığı şüphesine kapılmıştır. Emeklilerin bir kısmı konuyu yargıya taşırken bir kısmı da SGK’ya başvurarak bilgi almaya çalışmıştır. Bu çalışmamızda bu iddiaların doğruluğu konusuna açıklık getirilmeye çalışılacaktır.

II- AYLIK BAĞLAMA SİSTEMİ

Yazımızın başında da belirtildiği gibi aylık hesaplama sisteminde 1978 yılından 2000 yılına kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemine göre aylıklar hesaplanmıştır. Bu sistemin 2000 yılına kadar değişik uygulamaları olmuştur. Aylık bağlama sistemini ana başlıkları ile el aldığımızda 2000 yılı öncesi, 2000 yılı ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2008 Ekim ayı başına kadar uygulanan sistem ve 2008 Ekim ayı başından sonra uygulanmakta olan sistem olarak üç ana başlık altında toplayabiliriz. Ancak yazı konusunu 2000 sonrası sistem oluşturduğundan yazımızda üçüncü sisteme değinilmeyecek, ilk iki sistemden bahsedilecektir.

A- 2000 YILI ÖNCESİ BAĞLANAN AYLIKLAR

2000 yılından önce aylık talebinde bulunan sigortalıların aylıkları, katsayı esasına dayalı gösterge sistemine göre hesaplanmaktadır.

1978 yılında gösterge sistemine geçilmesiyle aylıklar;

Aylık = Gösterge x Katsayı x Aylık Bağlama Oranı

formülüne göre hesaplanmaya başlamıştır.

Gösterge; Aylıkların hesabına esas gösterge rakamı, sigortalıların ortalama yıllık kazancına göre tahsis talep veya ölüm tarihine ait takvim yılında geçerli olan gösterge tablolarından belirlenmektedir. 506 sayılı Kanun’a 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanunla eklenen ek 20. madde ile gösterge tablosunun yanında üst gösterge tablolarına da yer verilmiş olup gösterge ve üst gösterge tablolarının hazırlanması ek 21. maddede düzenlenmiştir.

Buna göre, sigortalının öncelikle primi ödenmiş son 10 yıllık prime esas kazançlarının ortalaması ve çalıştığı son sektör dikkate alınarak üst gösterge tespit tablolarından gösterge tespiti yapılmakta, bu tablodan gösterge tespitinin yapılamaması durumunda bu defa sigortalının primi ödenmiş son 5 yılın prime esas kazançlarının ortalaması alınarak gösterge tespit tablolarından göstergesi belirlenmektedir. Sigortalıların 5 veya 10 yıllık sürelerden daha az yıla ait prime esas kazançlarının bulunması halinde yine ortalama kazanca göre önce üst gösterge tablosuna bakılmakta, buradan gösterge tespit edilememesi halinde de gösterge tablosuna bakılarak göstergesinin tespiti yoluna gidilmektedir.

Katsayı; Devlet memurları için uygulanan katsayıdır. 2000 yılından önceki aylık taleplerinde aylık talep tarihindeki katsayı kullanılmaktadır. Gösterge sisteminin uygulandığı dönemdeki en son kullanılan katsayı 01.07.1999-31.12.1999 süresinde geçerli olan 12.000’dir. Yani 2000 yılından önce hizmeti olup 2000 yılından sonra aylık talebinde bulunan sigortalının 1999/Aralık ayı itibariyle hesaplanacak aylığı için bu tarihte yürürlükte olan katsayı kullanılmaktadır.

Aylık bağlama oranı; Sigortalının gösterge veya üst gösterge tablosundan aylığa hak kazanmasına göre farklı şekilde belirlenir. Gösterge tablosundan bağlanan aylıklar için 506 sayılı Kanun’un 4447 sayılı Kanunla değişmeden önceki 61. maddesine göre % 60’tır. Üst gösterge tablosundan bağlanan aylıklar için 506 sayılı Kanun’un mülga Ek 35. maddesi gereğince, tavan göstergesi için aylık bağlama oranı %50 olup üst gösterge tablosunun tavan göstergesi ile gösterge tablosunun tavan göstergesi arasında bağlanacak aylıklarda aylık bağlama oranını belirleme yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilmiştir. Buna ilişkin 1987/11994 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda üst gösterge tablosunda her bir göstergenin taban aylık bağlama oranı ayrı ayrı olmak üzere % 50 ila % 59,9 arasında belirlenmiştir. Belirlenen bu oranlar, 506 sayılı Kanun’un 4447 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki 61. maddesi uyarınca kadın ise 50, erkek ise 55 yaştan sonraki her tam yaş ile 5000 günden fazla her 240 gün için (1) puan artırılır, 5000 günden eksik her 240 gün için de (1) puan eksiltilir.

2000 yılından önce aylık talebinde bulunan bir sigortalının aylığı bu şekilde hesaplanır.

B- 2000 SONRASI AYLIKLAR

Sigortalılığı 2000 yılından önce başlayıp 2000 yılı başından sonra aylık talebinde bulunan ya da ölenlerin aylıkları 506 sayılı Kanun’un geçici 82. maddesine göre 2000 yılı öncesi yürürlükte bulunan mevzuat ile 2000 yılı sonrası yürürlüğe giren mevzuat hükümlerinin birleşiminden oluşan karma sisteme göre hesaplanmaktadır.

Sigortalılığı 2000 yılından önce başlayıp 2000 yılı başından sonra tahsis talebinde bulunanlara bağlanacak aylığın hesabına ilişkin 506 sayılı Kanun’un geçici 82. maddesi;

‘Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı bulunanlara bağlanacak aylıklar, aşağıdaki (a) ve (b) bentlerine göre hesaplanacak aylıkların toplamından oluşur.

a) Sigortalının bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığı aşağıdaki şekilde belirlenir.

Sigortalının aylık talep tarihine kadarki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanun’un yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının sigortalının bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı ile orantılı bölümü, bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak hesaplanır.

Hesaplanan yaşlılık aylığı, aylık bağlanması için yazılı başvurunun yapıldığı yılın Ocak ayı ile aylığın başladığı takvim yılının başlangıç tarihi arasında geçen her ay için Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranları kadar artırılır.

b) Sigortalının bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki prim ödeme sürelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bu Kanun’un 61. maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanun’un yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.

Sigortalıya yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre bağlanacak aylıkların toplamı, sigortalının aylık talep tarihindeki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanun’un yürürlük tarihi itibariyle, bu Kanun’un yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanun’un yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen takvim yılları için her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranına ve bu Kanun’un 61. maddesinin son fıkrasına göre artırılmış değerinin altında olamaz.

Bu Kanun’un yürürlük tarihinden sonra malûllük aylığına hak kazananlar ile ölen sigortalıların hak sahiplerinin aylıkları, yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümler esas alınarak, 55 veya 67. madde hükümlerine göre hesaplanır. Bu Kanun’un yürürlük tarihinden sonra prime esas kazancı bulunmayanların malûllük ve ölüm aylıkları, bu Kanun’un yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanır ve yukarıdaki (a) bendindeki esaslara göre artırılarak bağlanır.’hükmünü içermektedir.

Karma sisteme göre aylıkların hesabı üç aşamadan oluşmaktadır.

1- 2000 Öncesi Hizmetlere İlişkin Aylıklar

Bu sistem yukarıda açıklanmıştır. Yukarıda esasları açıklandığı şekilde belirlenen gösterge, katsayı ve aylık bağlama oranının çarpımı sonucunda belirlenen aylık tutarı sigortalının 1999/Aralık ayı itibariyle hesaplanan tam aylığıdır. Bu şekilde hesaplanan aylık, tüm hizmet süreleri dikkate alınarak 2000 yılından önceki mevzuata göre hesaplanan eski tam aylık olduğundan, bulunan bu eski tam aylığı 2000 öncesi gün sayısı ile çarpılıp toplam prim ödeme gün sayısına bölünmek suretiyle kısmileştirilir ve bulunan kısmi aylık öncelikle 1999/Aralık ayı TÜFE’si olan %5,9 oranında artırılarak 2000 yılı Ocak ayına taşınmaktadır. 4447 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanun’a eklenen ek 38. madde ile 2000 yılı itibariyle ödenmekte olan gelir ve aylıkların artırılması her ay bir önceki ayın TÜFE artış oranı kadar yapıldığından, bağlanan aylıklarda da aynı kural uygulanarak 2000 yılından önce bağlanmış aylıklar ile 2000 yılından sonra bağlanacak aylıklar arasında fark oluşmaması sağlanmıştır.

2000 yılı Ocak ayı itibariyle bulunan eski kısmi aylık 2000 yılının TÜFE ve GH’de dahil olmak üzere talep yılına kadar geçen yılların TÜFE ve GH si ile ayrı ayrı artırılmak suretiyle geçici 82. madde gereği talep yılı Ocak ayına taşınmaktadır.

2- 2000 Sonrası Aylıklar

2000 yılı itibariyle 4447 sayılı Kanunla getirilen yeni aylık bağlama sisteminde;

Aylık= Ortalama Yıllık Kazanç x Aylık Bağlama Oranı/12 formülüne göre hesaplanmaktadır.

Ortalama yıllık kazanç; Sigortalının 2000 yılı ve sonrası prime esas kazançlarının, kazancın ait olduğu yıl ile tahsis talep yılına kadar geçen yılların TÜFE ve GH’si ile güncellenmesi sonucu bulunan kazançlar toplamının 2000 sonrası gün sayısına bölünmesi suretiyle tespit edilmektedir.

Aylık bağlama oranı; Toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için % 3,5, sonraki 5400 günün her 360 günü için % 2 ve daha sonraki her 360 gün için % 1,5 oranlarının toplamı alınarak belirlenmektedir.

Bu şekilde bulunan aylık, 2000 yılından sonra yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre tüm hizmetler üzerinden talep yılı Ocak ayı itibariyle hesaplanan tam aylık olduğundan, 2000 sonrası gün sayısı ile çarpılıp toplam prim ödeme gün sayısına bölünmek suretiyle kısmileştirilmektedir.

3- Kısmi Aylıkların Birleştirilmesi

Hesaplanan yeni kısmi aylık ile talep yılı Ocak ayına güncellenen eski kısmi aylık talep yılının Ocak ayında birleştirilecektir. İki kısmi aylığın toplamından oluşan bu aylık 506 sayılı Kanun’un geçici 82. maddesi gereğince talep yılına TÜFE artış oranları ile taşınan eski tam aylığın miktarı ile mukayese edilerek yüksek olan aylık esas alınacaktır. Ödenmesine karar verilen aylık talep yılı Ocak aylığı olup, aylık başlangıç tarihine aylık artışları ile taşınmaktadır.

III- İTİRAZ KONULARI

Aylıkların eksik hesaplandığı yolundaki itirazların kaynağını 2 konu oluşturmaktadır.

Birincisi, 506 sayılı Kanun’un geçici 82. maddesine göre hesaplanan aylıklarda, tüm hizmetler esas alınmak suretiyle hesaplanan 2000 öncesine ait aylığın hesabında 01.01.2000 tarihinden önce en son yürürlükteki katsayı yerine aylık talep tarihindeki katsayının kullanılması gerektiğidir. Yani sigortalı 2001 yılında talepte bulunmuş ise sigortalının 2000 öncesi hizmetlerine ait aylık hesaplanırken 1999/Ara-lık ayındaki değil 2001 yılındaki memur maaş katsayısı kullanılması gerektiğidir. Ancak geçici 82. maddenin‘bu Kanun’un yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının…’ esas alınacağı hükmü gereği tüm hizmetler üzerinden 2000 yılından önce yürürlükteki hükümlere göre 1999/Aralık ayı itibariyle aylık hesaplanmaktadır. Bu nedenle de bu tarihte yürürlükte olan 12.000 katsayının kullanılması gerekmektedir. 1999/Aralık ayı itibariyle hesaplanan aylık için kendinden sonraki bir yılın katsayısının kullanılmasının hiçbir gerekçesi bulunmamaktadır. 1999/Aralık ayı itibariyle hesaplanan aylık, kendinden sonraki yılların TÜFE ve GH oranları ile ayrı ayrı aylık talep tarihine kadar güncellenmekte iken birde aylık talep tarihinde ki güncel katsayının kullanılması aylığın iki kere güncellenmesi anlamına gelir ki bu talebin hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır ve mevcut yasaya da uygun değildir. Ayrıca, 2000 yılından sonra TÜFE ve GH’nin çarpımından oluşan oran, 2000 yılı hariç katsayıda meydana gelen artıştan hep fazla olduğundan TÜFE ve GH yerine güncel katsayının kullanılması genel olarak sigortalıların aleyhine bir durum ortaya çıkaracaktır. 2000 yılında başvuranlar için güncel katsayı, 2001 ve sonraki yıllarda başvuranlar için 1999 yılı katsayısının kullanılmasına da imkan bulunmadığından, bu durum sadece 2000 yılı içinde aylık talebinde bulunanların lehine fakat 2001 ve sonraki yıllarda talepte bulunanların aleyhine bir sonuç doğuracaktır.

İkinci iddia ise, 506 sayılı Kanun’un 4447 sayılı Kanunla değişmeden önceki 61. maddesinde aylık bağlama oranının en az %60 olarak belirlenmesine rağmen aylık bağlama karar örneklerinde aylık bağlama oranlarının bu rakamın altında olduğudur. Ancak, 61. maddede belirtilen %60 baz oranı gösterge tablosundan aylık bağlanan sigortalılar için geçerli olup, üst gösterge tablosundan aylık bağlanan sigortalılar için 506 sayılı Kanun’un ek 35. maddesi ve 1987/11994 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince, göstergeye göre %50 ila %59,9 arasında değişen baz oranlar esas alınmaktadır. Dolayısıyla üst göstergeden aylık bağlanan sigortalılar için % 60 baz oranının esas alınması Kanun’a aykırıdır. Sigortalıların kazançlarına göre tespit edilen göstergesine göre aylık bağlama oranı %50 ila %59,9 arasında bir rakam olabilmekte ve bu baz orana yaştan ve prim gün sayısından artışlar veya indirimler uygulanmaktadır. Bu nedenle de göstergesi üst gösterge tablosundan tespit edilen sigortalılar için aylık bağlama oranı %60’ın altında kalabilmektedir.

IV- SONUÇ

Sonuç olarak, 2000 sonrası emeklilerin ne aylık bağlama oranlarında ne de katsayılarında bir hata bulunmamaktadır ve yapılan hesaplamalar tamamen Kanunlara uygundur. Mahkemelerin verdiği kararlar herkesi bağlayan ve saygı gösterilmesi gereken kararlar olmakla birlikte yargı organları tarafından zaman zaman hatalı kararlarda verilebilmektedir. Ancak, hatalı bir karar verilmesi hatanın devam ettirileceği anlamına da gelmemektedir. Nitekim TÜFE davalarında başlangıçta Kurum aleyhine sonuçlanan davalar artık Kurum lehine sonuçlanmaya başlamıştır. Yargının bu hatayı düzelteceği ve aynı nitelikteki davalara onay vermeyeceği düşünülmektedir.

 

Yazar:CevdetCEYLAN*

Makale Okunma Sayısı: 778

İlginizi Çekebilecek Makaleler

TÜM MAKALELER

E-Bülten Üyeliği

Sizin ve işletmenizin daha başarılı olmasını sağlayacak; makaleler, haberler ve gelişmeler için hemen üye olun!