MAKALELER

Anasayfa > Makaleler

Anonim Şirket Ortaklarına Sağlanan Vergi Avantajları.

19 Ağustos 2019

 

Yazar:M.UğurAKDOĞAN*

 

Yaklaşım / Kasım 2008 / Sayı: 191

   

I- GİRİŞ

 

Anonim Şirketlerde şirket hissedarlarının sorumlulukları Türk Ticaret Kanunu’nun 269. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddede ortakların sorumluluğunun, koymuş oldukları sermaye tutarı ile sınırlı olduğu ifade edilmiştir. Diğer taraftan anonim şirketlerde TTK’nın 317 ve 319. maddesi kapsamında görevlendirilen kanuni temsilciler, şirketin vergi borçlarına karşı sorumluluk taşımaktadırlar (6183 sayılı Kanun mükerrer 35. maddesi). Başka bir ifade ile kanun veya ana sözleşme ile temsil yetkisi verilenler dışında kalan anonim şirket ortakları ve kurucu ortaklar, şirketlerinin vergi borçları sebebi ile ilgili ödevlerden kanuni temsilciler gibi sorumlu tutulamamaktadırlar.

 

Bu sebeple, bir işletmenin kanuni temsilcisi olmak, o şirketten alınamayan veya kısmen alınabilen vergi borçları ile ilgili vergi idaresine karşı, limited şirket ortaklarının olduğu gibi sorumlu olma sonucunu da getirmektedir. Kanuni temsilcilik sıfatının kaybeden temsilcinin kendi dönemine ilişkin vergi borcu bulunmaktaysa da sorumluluğu devam etmektedir(1). Yeni gelen kanuni temsilci de bu sorumluluğu üstlenmiş olmaktadır. Bu bakımdan bir anonim şirketin kanuni temsilciliğini kabul etmeden önce, kişinin o işletmeyi iyi tanıyor olması gerekmektedir.

 

Limited şirketlerin kuruluş koşulları Türk Ticaret Kanunu’nun 7. Fasılında 503. ve 506. maddeleri arasında incelenmiştir. En az iki ortak tarafından asgari 5,000,00 YTL(2) sermaye ile kurulabilen Limited Şirketler, Anonim Şirketlere kıyasla daha kolay ve daha az sermaye maliyeti ile kurulabilmektedir. Aynı maddede, anonim şirket ortaklarında olduğu gibi, limited şirket kurucuları için ‘ortakların mesuliyet, koymayı taahhüt ettikleri sermayeleri ile mahduttur’ ifadesi yer almaktadır. Ancak, Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35. maddesinde ‘Şirketin ortaklarının, tahsil imkânı bulunmayan amme alacağın tamamından limited şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve AATUHK düzenlemeleri çerçevesinde takip edilebilecekleri’ hükme bağlanmıştır. Özellikle Amme Alacaklarının Tahsili Usulü HakkındakiKanunveTahsilât Genel Tebliği’nde yer alan yeni ortakların, eski ortaklar gibi vergi dairesine karşı müteselsil sorumlu olacağına ilişkin düzenlemeler Limited Şirketlere yapılan yatırımları önemli ölçüde olumsuz yönde etkilemektedir.

 

Başka bir anlatımla anonim şirketlerde şirketin vergi borçları sebebi ile limited şirketlerde olduğu gibi bir sorumluluk devredilmiyor olması, anonim şirketlerin cazibesini önemli ölçüde arttırmaktadır.

   

II- TABİ OLUNAN VERGİLER AÇISINDAN ANONİM ŞİRKETLERİN AVANTAJI

 

İlke olarak Anonim Şirketler, diğer sermaye şirketleri ile aynı prensiplerde Kurumlar Vergisi Kanunu’na tabidir. İndirilebilecek giderler veya kanunen kabul edilmeyen giderler, hesaplanan mali kârın %20 kurumlar vergisine tabi olması konularında bir farklılık bulunmamaktadır.

 

A- GERÇEK KİŞİLER AÇISINDAN ANONİM ŞİRKET ORTAĞI OLMANIN VERGİSEL AVANTAJI

 

Hissedarlar açısından yukarıda değinilen vergi sorumluluğunun sınırlı olması hususu haricinde anonim şirket sahibi olmanın göreceli olarak fayda sağladığı diğer bir konu şirket ortaklık haklarının satışından kaynaklanan karların vergilendirilmesi esnasında ortaya çıkmaktadır.

 

Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80. maddesinin 1. bendinde ‘İvazsız olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç, menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançların değer artış kazancı olarak nitelendirileceği’ ifade edilmiştir. Bu madde kapsamında bir gerçek kişinin iki yıldan daha uzun süreli elde tutmuş olduğu anonim şirket ortaklık paylarını temsil eden hisse senetlerini satması halinde elde edilen karların vergilendirilecek bir kazanç olarak nitelendirilmeyeceği hükme bağlanmış olmaktadır.

 

Ancak, aynı maddenin 4. fıkrasında ise ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların da değer artış kazancı olarak nitelendirileceği ifade edilmiştir.  Başka bir ifade ile hukuken, ortaklık haklarının hisse senetleri ile belgelendirilemediği limited şirket gibi yapılanmalarda, ortaklık haklarının satışı durumunda elde tutma süresine bakılmaksızın, kazancın vergilendirileceğine hükmediliştir.

 

Vergilendirilecek tutarın nasıl hesaplanacağı da Vergi Usul Kanunu mükerrer 81. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, ‘değer artışında safi kazancın, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlar ve sağlanan faydalar ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısı ile yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi sureti ile bulunacağı ifade edilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında mal ve hakların, elden çıkarıldıkları ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsü’nce belirlenen toptan Eşya Fiyat Endeksi&ndeki artış oranında arttırılarak tespit edileceği düzenlenmiştir. Ancak bu endekslemenin yapılabilmesi için TEFE artış oranın %10’un üzerinde olması şartının aranacağı belirtilmiştir(3).

 

Yukarıdaki maddelerin anonim şirket ortaklarına sağladığı avantaj, bir örnek üzerinden aşağıda açıklamaya çalışılmıştır.

 

Örnek: 2005 yılının Ocak ayında 100,000,00 YTL sermaye ödenerek kurulmuş bir işletmenin, işletmedeki veriler ve piyasa beklentileri ışığında yapılan değerlemeler ve sonrasındaki pazarlıklar neticesinde 2008 yılının Eylül ayındaki satışının 300,000,00 YTL olarak gerçekleşmiş olup, bu satış işlemi için de satıcı 10,000,00 YTL masrafa katlanmıştır.

 

Getireceği vergi yüklerini açısından bu satışı değerlendirdiğimizde şirket bir anonim şirket ise, şirketin ortaklık paylarını temsil eden hisse senetleri ortağın elinde iki yıldan daha fazla süredir bulunmakta olduğu için elde edilen kazanç üzerinden bir vergi ödenmeyecektir.

 

Öte yandan, işletmenin limited şirket türünde kurulduğunu varsayarsak, ortakların elde ettiği kazanç vergiye tabi olmaktadır. Hesaplanması gereken vergi tutarı ise aşağıdaki gibi olacaktır:

 

Maliyet bedelinin endekslemesi: Şirketin hisselerinin 2005 Ocak ayında alınmış olması ve 2008 Eylül ayı içerisinde satılması sebebi ile maliyet bedelinin düzeltilebilmesi için 2005 Ocak ve 2008 Ağustos (satışın yapıldığı tarihten önceki ay) toptan eşya fiyat endekslerinin (01.01.2006’dan itibaren ÜFE) kıyaslanması gerekmektedir.

 

 

                   

 

2005 Ocak TEFE

 

8,328.42

 

2008 (Ağustos) ÜFE

 

11,681.96

 

Değer artış Katsayısı

 

1.4026

 

Değişim katsayısı tespit edildikten sonra, ortaklık payının maliyeti ilgili katsayı ile arttırılmalıdır. Buna göre endekslenmiş maliyet bedeli örneğimizde 140,260,00 YTL olacaktır.

 

Bu tutara 10,000 YTL tutarındaki satış maliyetinin de ilave edilmesinden sonra ortaklık payı satışından elde edilen kazancın hesaplanmasında kullanılacak maliyet bedeli 150,260,00 YTL olarak hesaplanacaktır.

 

Yukarıdaki veriler çerçevesinde elde edilen ve vergi hesabında dikkate alınması gereken değer artış kazancı aşağıdaki gibi olacaktır:

 

 

                   

 

Satış tutarı

 

300,000,00 YTL

 

Ortaklık payının maliyet bedeli

 

150,260,00 YTL

 

Değer artış kazancı

 

149,740,00 YTL

 

İlgili değer artış kazancının 2008 yılı için 6,800,00 YTL’lik kısmı gelir vergisinden müstesna tutulmuş olduğu için 142,940,00 YTL gelir vergisine tabi tutulacak olan değer artış kazancı olacaktır(4). Bu tutar üzerinden de GVK’nın 103. maddesinde yer alan tarife çerçevesinde 44,677,00 YTL vergi ödenmesi gerekecektir.

 

Başka bir ifade ile örneğimizden de fark edileceği gibi, limited şirket ortakları, elerindeki ortaklık paylarını satması sonucunda elde ettikleri kazancın belli bir tutarın vergi olarak ödemek durumunda kalırken, benzer bir şirkete sahip anonim şirket hissedarları herhangi bir vergi yükümlülüğü altına girmeden satış işlemini gerçekleştirebilmişlerdir.

 

Yabancı ortaklar açısından Limited veya Anonim Şirket sahibi olmanın değer artış kazancı üzerindeki farklı etkileri, bir ölçüde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları ile giderilmiştir(5). Anlaşmaların 13. maddesi kapsamında düzenlenen değer artış kazançları için şirket türü ayrımına gidilmeksizin 1 yıl elde tutma koşulunun sağlanması kaydı ile ortaklık haklarının elden çıkarılması sonucunda elde edilen kazançların Türkiye’de vergiye tabi tutulmadan gerçekleştirilebileceği hükme bağlanmıştır.

 

Ortaklık payı satılan işletmenin anonim şirket olması durumunda, yerel mevzuat mükellef lehine düzenlemeler içerdiği için, bir yıl elde tutma süresi şartı aranmadan vergisiz olarak gerçekleştirilebilecektir.

 

Ancak yukarıda sözü edilen hükümlerden yararlanabilmesi için ilgili ortağın mukimi olduğu ülke ve Türkiye arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması’nın bulunması ve bu anlaşmada bahsedilen düzenlemenin bulunması gerektiğini tekrar vurgulamakta fayda vardır.

 

B- TÜZEL KİŞİLER AÇISINDAN ANONİM ŞİRKET ORTAĞI OLMANIN VERGİSEL AVANTAJI

 

Tüzel kişiler açısından ortaklık haklarının satışından elde edilen gelirler üzerinden alınan vergilerin analizinde anonim şirket, limited şirket ayrımının kurumlar vergisi açısından farklılık yaratmadığı görülmektedir.  Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinde; kurumların en az iki tam yıl süreyle ellerinde bulunan iştirak hisseleri ile intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı kurumlar vergisinden müstesna tutulduğu hükme bağlanmıştır. Ancak bu istisnadan faydalanılabilmesi için bazı koşulların yerine getirilmesi istenmiştir. Buna göre satış bedelinin iki yıl içinde tahsil edilmesi ve satış kazancının 5 yıl boyunca pasife özel bir fon hesabında tutulması koşullarının sağlanması gerekmektedir.

 

KDV Kanunu’nun 17/4-r maddesinde kurumların en az iki tam yıl süreyle elinde bulunan iştirak hisselerinin KDV istisnasından faydalanabileceği ifade edilmiştir. Başka bir ifade ile anonim şirket ortaklık haklarının devredilmesi herhangi bir elde tutma süresi koşuluna bağlı kalmaksızın KDV’den istisna tutulmuşken, limited şirket ortaklık haklarının KDV’den istisna tutulabilmesi için en az iki tam yıl işletmenin elinde bulunması koşulu bulunmaktadır.

   

III- SON DÖNEMLERDEKİ ŞİRKET KURULUŞLARI

 

Yukarıda değinilen düzenlemelerin mükelleflerin tercihleri üzerindeki etkilerini inceleyebilmek için son 5 yıl itibari ile yeni kurulan ve kapanan anonim şirket ve limited şirket sayıları incelenmiştir(6):

 

                                                               
 

Yıllar

 

Kurulan AŞ

 

Kapanan AŞ

 

A.Ş.
Sayısındaki Net Artış

 

2003

 

2,282

 

   850

 

  1,432

 

2004

 

2,767

 

   953

 

  1,814

 

2005

 

3,041

 

  1,065

 

  1,976

 

2006

 

2,918

 

  1,008

 

  1,910

 

2007

 

3,381

 

  1,126

 

  2,255

   

                                                               
 

Yıllar

 

Kurulan Ltd. Şti.

 

Kapanan Ltd. Şti.

 

Ltd.Şti.
Sayısındaki Net Artış

 

2003

 

  29,095

 

  4,110

 

  24,985

 

2004

 

   36,647

 

   6,132

 

  30,515

 

2005

 

   42,671

 

   7,258

 

  35,413

 

2006

 

   48,012

 

   7,898

 

  40,114

 

2007

 

   50,658

 

   8,385

 

  42,273

 

Tablolardan da fark edileceği gibi sağlanan birçok vergi kolaylıklarına rağmen, işletme sahiplerinin çoğu halen limited şirket olarak kurulmayı tercih etmektedirler. Bunun esas nedenin bu işletmelerin daha rahat kurulup, daha esnek bir yapı içinde yönetilebilme imkânı olduğu düşünülmektedir.

 

Tabloda ‘kapanan limited şirket’ ve ‘kurulan anonim şirket’ rakamları içindeki bazı işletmeler, nevi değiştirmek suretiyle anonim şirkete dönüşen işletmelerden oluşmaktadır. Nevi değişikliklerinin nedenleri incelendiğinde daha kurumsal bir yapıya dönüşme hedefi, ticari olarak bazı ihalelere girebilme imkânına sahip olma düşüncesi veya yukarıda değindiğimiz değer artış kazancına yönelik vergi istisnasından faydalanma amaçlarının öne çıktığı görülmektedir.

   

IV- SONUÇ

 

Yukarıdaki yapılan açıklamalardan da fark edileceği gibi Anonim Şirket olarak yapılanmanın Limited Şirketlere kıyasla, hem kamusal borçlara yönelik sorumluluk; hem de ortaklık haklarının satılması esnasında ortaya çıkabilecek vergi yükleri açısından önemli avantajları bulunmaktadır. Bu tarz düzenlemelerin gerekçelerine bakıldığında, özellikle limited şirketlerin daha kurumsal bir yapı içine girmesini sağlamak ve bu alanda anonim ortaklık olarak şirketleşmeyi teşvik etmek amacında olunduğu görülmektedir.

 

Ancak anonim şirketleşmenin teşvik edilmesi amacıyla sağlanmış olan imkânlara rağmen, halen kuruluş aşamasındaki kolaylıklar sebebi ile yeni kurulan şirketlerin, anonim şirketlerden ziyade diğer şirket tiplerinde kuruldukları görülmektedir. Diğer taraftan limited ortaklık türünde kurulan işletmeler ortaklık payının elden çıkarılması durumu söz konusu olduğunda, işletmenin türünü değiştirerek anonim şirketlere tanınan haklardan faydalanma yoluna gidebilmektedir.

 

Vergi kanunlarındaki şirket tiplerine göre yapılan farklılaştırmalar, yukarıda bahsedilen nevi değişikliği gibi işlemler sonucunda, vergi gelirleri üzerinde etkili olmamaktadır. Son zamanlarda şirket birleşmelerinin ve devir işlemlerinin yoğunlaştığı da dikkate alındığında, en azından piyasalardaki işlemleri kolaylaştırabilmek adına daha homojen vergi düzenlemelerine sahip olmak için mevzuatta değişiklik yapılması gerektiği düşünülmektedir.

   

 

*          Dr. (Price Waterhouse Coopers)

 

(1)        D. Erkan ATEŞLİ, ‘Anonim Şirketin Kanuni Temsilcisinin Ödenmemiş Vergi Borçları Karşısındaki Sorumluluğu’, Yaklaşım, Sayı:163, Ekim 2003

 

(2)        19.01.2002 tarih ve 24645 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2001/3500 sayılı BKK.

 

(3)        Cem TEKİN – Emre KARTALOĞLU, Yeni Sisteme Göre Menkul Kıymet Gelirlerinin Vergilendirilmesi, Yaklaşım Yayıncılık, Ankara 2007, s. 363-365

 

(4)        30.12.2004 tarih ve 5281/27. maddesi ile değişik Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 81. maddesi.

 

(5)        Çetin KARA, Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları Türkiye Uygulaması, Maliye ve Hukuk Yayınları, Ekim 200, s.60

 

(6)        Türkiye Odalar Borsalar Birliği, 2007 Yılı Ekonomik Raporu, s. 45

Makale Okunma Sayısı: 888

İlginizi Çekebilecek Makaleler

TÜM MAKALELER

E-Bülten Üyeliği

Sizin ve işletmenizin daha başarılı olmasını sağlayacak; makaleler, haberler ve gelişmeler için hemen üye olun!