MAKALELER

Anasayfa > Makaleler

Hem Dava açılıp hem de uzlaşma talebinin bulunulması haline ilişkin özelge.

19 Ağustos 2019

 

Maliye Bakanlığı Özelgesi

 

Tarih  : 21.10.2009

 

Sayı   : B.07.1.GİB.0.01.27/2792-413/099390

 

VUK Ek Md. 1, 7

 

HEM DAVA AÇILIP HEM DE UZLAŞMA TALEBİNDE BULUNULMASI VE UZLAŞMA GÜNÜNDEN ÖNCE UZLAŞMA TALEBİNDEN VAZGEÇİLMESİ                                                                                                                                      

 

Vergi mahkemesinde dava açıldıktan önce veya sonra, süresinde uzlaşma talebinde bulunulması halinde, uzlaşma günü verilmeden veya gün verildikten sonra uzlaşma gününden önce uzlaşma talebinden vazgeçilmesi mümkün olup, Yönetmelik hükmü gereği vergi mahkemesine mükellef talebinin ne şekilde sonuçlandığı hususunun bildirilmesi gerektiği hususu göz önüne alındığında, davaya taraf vergi dairesi müdürlüğünün, mükellefin uzlaşma talebinden vazgeçtiğini, davanın kaldığı yerden devam etmesi için vergi mahkemesine bildirmesi gerektiği hk.

 

Dilekçenizin incelenmesinden, şirketinizin 2005, 2006, 2007 ve 2008 yılları hesaplarının incelenmesi neticesinde tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin 25.09.2009 ve 28.09.2009 tarihlerinde tebellüğ edildiği, anılan ihbarnamelere karşı İstanbul Vergi Mahkemeleri nezdinde dava açıldığı belirtilerek;

 

– Vergi mahkemesinde dava açıldıktan sonra uzlaşmaya başvurulması halinde, uzlaşma günü verilmeden veya gün verilmesi durumunda uzlaşma gününden önce uzlaşmadan vazgeçilmesi ve mevcut davaya kaldığı yerden devam edilmesinin mümkün olup olmadığı,

 

– Davaların açılması ile birlikte veya daha sonra uzlaşmaya müracaat edilmesine rağmen, uzlaşma gününden önce veya uzlaşma günü verilmemişse herhangi bir zamanda uzlaşma talebinden vazgeçilmesi halinde bu durumun Başkanlığımız ve/veya ilgili vergi dairesi müdürlüğü tarafından vergi mahkemesine bildirilip bildirilmeyeceği,

 

– Uzlaşmadan vazgeçilmesine rağmen olası veya mevcut uzlaşma gününe kadar beklenip beklenmeyeceği

 

hususlarında Başkanlığımız görüşünün sorulduğu anlaşılmaktadır.

 

Bilindiği üzere tarhiyat, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari bir işlem olup, tarh edilen vergi ve kesilen cezalara karşı mükelleflerin, dava yoluna başvurma, ceza indirimi talep etme veya uzlaşma talebinde bulunma hakları vardır. Tahakkuk da mükellefin kendisine tanınmış olan bu hakları kullanmasına göre gerçekleşmektedir.

 

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 1-12. maddelerinde düzenlenmiş olan uzlaşma müessesesinin amacı ise yapılan tarhiyatın ve kesilen cezaların dava yoluna başvurulmaksızın vergi idaresi ile mükelleflerin anlaşması suretiyle vergi alacağının bir an önce hazineye intikal etmesini sağlamaktır.

 

İdarece yapılmış olan tespitlere göre gerçekleştirilen ve ilgilisine tebliğ edilen vergi/ceza ihbarnamelerine karşı çeşitli yasal yollarla haklarını arama imkanı bulunan mükelleflerin, bu haklarını kullanmaktan vazgeçerek idare ile anlaşması esasına dayanmaktadır.

 

213 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesinin birinci fıkrasında;

 

‘Mükellef tarafından, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarının (359. maddede yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza hariç) tahakkuk edecek miktarları konusunda vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten ya da 369. maddede yazılı yanılmadan kaynaklandığının veya bu Kanunun 116, 117 ve 118. maddelerinde yazılı vergi hataları ile bunun dışında her türlü maddi hata bulunduğunun veya yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumunda, idare bu bölümde yer alan hükümler çerçevesinde mükellefler ile uzlaşabilir.’

 

hükmüne yer verilmiş olup anılan maddenin son fıkrasında uzlaşmanın yapılmasına ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

 

Öte yandan, Kanun’un ‘Uzlaşma ve vergi mahkemelerinde dava açma’ başlıklı Ek 7. maddesinde ise,

 

‘Müddeti içinde uzlaşma talebinde bulunan mükellef veya ceza muhatabı uzlaşma talep ettiği vergi veya ceza için, ancak uzlaşma vaki olmadığı takdirde dava açma yoluna gidebilir.

 

Mükellef veya ceza muhatabı aynı vergi veya ceza için uzlaşma talebinden önce dava açmışsa dava, uzlaşma işleminin sonuca bağlanmasından önce vergi mahkemelerince incelenmez; herhangi bir sebeple incelenir ve karara bağlanırsa bu karar hükümsüz sayılır.

 

Uzlaşmanın vaki olması halinde mükellef, üzerinde uzlaşılan vergi ve cezaya (bunlardan birisi üzerinde uzlaşılmış olsa dahi her ikisine); adına sadece ceza kesilmiş bulunan, üzerinde uzlaşılan işbu cezaya karşı dava açamaz.

 

Uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellef veya ceza muhatabı, tarhedilen vergiye veya kesilen cezaya, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilir. Bu takdirde, dava açma müddeti bitmiş veya l5 günden az kalmış ise bu müddet tutanağın tebliği tarihinden itibaren l5 gün olarak uzar.

 

Uzlaşmanın vaki olmaması halinde, yukarıdaki ikinci fıkra uyarınca durdurulmuş olan davanın görülmesine, keyfiyetin vergi dairesince işarı üzerine vergi mahkemesinde devam olunur.’

 

hükmü yer almaktadır.

 

Konu ile ilgili olarak 03.02.1999 tarih ve 23600 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Uzlaşma Yönetmeliğinin 13. maddesinin ikinci fıkrasında ise, mükellef tarafından aynı vergi için uzlaşma talebinden önce dava açılmışsa davanın, uzlaşma işleminin sonuca bağlanmasından önce vergi mahkemelerince incelenmeyeceği; herhangi bir sebeple incelenir ve karara bağlanırsa bu kararın hükümsüz sayılacağı, uzlaşmanın vaki olması halinde mükellefin uzlaşma talebinden önce dava açmış olması durumunda uzlaşmaya varıldığı hususunun ilgili mahkemeye bildirileceği ve davanın incelenmeksizin reddolunmasının sağlanacağı; mükellefin, daha önce dava açmış olması ve uzlaşmanın vaki olmaması halinde ise vergi dairesince, uzlaşmanın vaki olmadığının vergi mahkemesine bildirileceği hüküm altına alınmıştır.

 

Mükelleflerin, dava yoluna başvurma, ceza indirimi talep etme veya uzlaşma talebinde bulunma hakları bulunmakla birlikte bu haklardan yararlanmak üzere başvuran mükelleflerin, bu hakları kullanmaktan vazgeçmeleri de mümkün bulunmaktadır.

 

Dolayısıyla, vergi mahkemesinde dava açıldıktan önce veya sonra, süresinde uzlaşma talebinde bulunulması halinde, uzlaşma günü verilmeden veya gün verildikten sonra uzlaşma gününden önce uzlaşma talebinden vazgeçilmesi mümkün olup, Yönetmelik hükmü gereği vergi mahkemesine mükellef talebinin ne şekilde sonuçlandığı hususunun bildirilmesi gerektiği hususu göz önüne alındığında, davaya taraf vergi dairesi müdürlüğünün, mükellefin uzlaşma talebinden vazgeçtiğini, davanın kaldığı yerden devam etmesi için vergi mahkemesine bildirmesi gerekmektedir.

Makale Okunma Sayısı: 977

İlginizi Çekebilecek Makaleler

TÜM MAKALELER

E-Bülten Üyeliği

Sizin ve işletmenizin daha başarılı olmasını sağlayacak; makaleler, haberler ve gelişmeler için hemen üye olun!