MAKALELER

Anasayfa > Makaleler

Serbest Bölgelerde Vergi Uygulamalarında Son Durum.

19 Ağustos 2019

 I- GİRİŞ

 

Genel olarak, serbest bölgeler; ülkenin siyasi sınırları içinde olmakla beraber gümrük hattı dışında sayılan, ülkede geçerli ticari, mali ve iktisadi alanlara ilişkin hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı veya kısmen uygulandığı, sınai ve ticari faaliyetler için daha geniş teşviklerin tanındığı ve fiziki olarak ülkenin diğer kısımlarından ayrılan yerler olarak tanımlanabilir.

1985 yılında yürürlüğe giren 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu, Türkiye’de ihracat için yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek, dış finansman ve ticaret imkanlarından daha fazla yararlanmak üzere, serbest bölgelerin kurulması, yer ve sınırlarının tayini, yönetimi faaliyet konularının belirlenmesi, işletilmesi, bölgelerdeki yapı ve tesislerin teşkili ile ilgili hususları kapsamaktadır.

06.02.2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan, 5084 sayılı ‘Yatırımların ve İstihdamın Teşviki İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un iki maddesi ile 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunun bir maddesi değiştirilmiş ve Kanuna bir de geçici madde eklenmesi suretiyle 06 Şubat 2004 tarihine kadar serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmalar için geçerli olmayan vergi kanunları bu tarih itibari ile bu kapsamdaki firmalar tarafından uygulanmaya başlanmıştır.

Son olarak, Serbest Bölgeler Kanunu’nda bazı değişiklikler yapılması amacıyla hazırlanan 5810 sayılı ‘Serbest Bölgeler Kanunu ile Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ 12 Kasım 2008 günü Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve 25 Kasım 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Anılan Kanun kapsamında, Serbest Bölgeler Kanunu’nun geçici 3. maddesinde değişiklik yapan 7. maddenin yürürlük tarihi 01 Ocak 2009 olarak belirlenmiştir. Yapılan bu yeni değişiklikler ile birlikte Serbest Bölgelerde faaliyette bulunan firmaların mevcut vergi kanunları açısından tabi oldukları güncel düzenlemeler yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

 

II- YAPILAN YENİ DÜZENLEMELER

5810 sayılı Kanun ile 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

‘Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar;

a- Serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15. ve 30. maddeleri uyarınca yapılacak tevkifata etkisi yoktur.

b- Bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az  % 85’ini yurtdışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler gelir vergisinden müstesnadır. Bu oranı % 50’ye kadar indirmeye ve kanuni seviyesine kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yıllık satış tutarı bu oranın altında kalan mükelleflerden zamanında tahsil edilmeyen vergiler cezasız olarak, gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir.

c- Bu bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve harçlardan müstesnadır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.’

 

A- GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ UYGULAMALARI

Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar, serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Serbest bölgelerde faaliyette bulunmakla birlikte sadece mal alım/satımı ile uğraşan ticaret şirketlerinin bu istisnadan faydalanma imkanları bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, serbest bölgelerde çalışanlar için sağlanan ve değişmeden önceki şekliyle 31.12.2008 tarihinde (veya faaliyet ruhsatında belirtilen süre daha önce sona eriyorsa ruhsatta yer alan sürenin bitiş tarihi) sona erecek olan ücretlerdeki gelir vergisi istisnasının süresi, Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar uygulanmak üzere, serbest bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az % 85’ini yurtdışına ihraç eden mükelleflerin, serbest bölgede istihdam ettiği personeline ödediği ücretler gelir vergisinden müstesna olacaktır.

B- DAMGA VERGİSİ VE HARÇLAR İLE İLGİLİ UYGULAMALAR

Serbest bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemlerin her türlü vergi resim ve harçtan istisna olduğuna dair hükmün süresi uzatılmış ve kapsamı genişletilmiştir. Buna göre yine Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar uygulanmak üzere, bu bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve harçlardan müstesna olacaktır. Bu istisnanın uygulanabilmesi için serbest bölgede, ‘üretim faaliyetinde bulunma zorunluluğu’ ile ’06 Şubat 2004 tarihi itibariyle faaliyet ruhsatı almış olma zorunluluğu’ bulunmamaktadır. Yani söz konusu damga vergisi ve harç istisnası serbest bölgelerde faaliyette bulunan tüm mükellefler tarafından uygulanabilecektir.

C- YAPILAN DİĞER BAZI DEĞİŞİKLİKLER

5810 Sayılı değişiklik yapan Kanun’la, Serbest Bölgeler Kanunu’nun 8. maddesinin ikinci fıkrası ‘Bedeli 5.000 ABD doları veya karşılığı Yeni Türk Lirası’nı geçmeyen Türkiye mahreçli mallar, isteğe bağlı olarak ihracat işlemine tabi tutulmayabilir.’ şeklinde değiştirilmiştir.

Bununla birlikte, anılan Kanun’la Serbest Bölgelerin Avrupa Birliğine tam üyelik tarihine kadar Gümrük Bölgesi dışı sayılması ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun belirli hükümlerinin bu tarihe kadar uygulanmamasına dair hüküm getirilmiştir.

Diğer taraftan yine anılan Kanun kapsamında, Gümrük Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 7. maddeyle; ‘Gümrük Kanunu’nun 152, birinci fıkrasının (a) bendi hariç olmak üzere 157, 158 ve bölgede faaliyette bulunan işletmelerin ihtiyaçlarıyla sınırlı olarak 185. maddelerinin Serbest Bölgeler Kanunu’na aykırı olan hükümlerinin, Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin gerçekleştiği tarihe kadar uygulanmayacağı’ hükme bağlanmıştır.

 

III- KATMA DEĞER VERGİSİ İLE İLGİLİ MEVCUT UYGULAMALAR

Katma Değer Vergisi Kanunu ile ilgili mevzuat uyarınca, Türkiye’den Serbest Bölge’ye gönderilen mallar ihracat istisnası kapsamında olduğundan, bu malların tesliminde düzenlenecek faturada KDV hesaplanmayacak, bu ihracatla ilgili olarak yüklenilen KDV ise ihracatçı tarafından indirime tabi tutulacak veya iadesi talep edilecektir.

Bununla birlikte Türkiye’den serbest bölgelere verilen hizmetlerin, 26 No.lu KDV Genel Tebliği’nde hizmet ihracına ilişkin olarak yer verilen şartlardan; hizmetin Türkiye’de yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olmalısı ve hizmetten yurt dışında yararlanılması şartlarını taşımaması nedeniyle (Serbest bölgeler, kambiyo mevzuatı gereğince, gümrük bölgesi dışında sayılmasına rağmen, ülkenin siyası sınırları içinde olduğundan yurt dışı sayılmamaktadır.) hizmet ihracı kapsamında değerlendirilemeyeceklerdir. Bu kapsamda, serbest bölgelere Türkiye’den verilen hizmetlerin (avukatlık, mali müşavirlik vb.) Mali İdare’nin bu yönde verdiği görüşler doğrultusunda KDV’ye tabi tutulması gerekmektedir.[1]

Diğer taraftan, KDV Kanunu’nun 17. maddesi hükmü gereği, Serbest Bölgeler içinde gerçekleştirilen teslimler KDV’den istisna olduğundan bu bölgedeki mal ve hizmet satışlarında KDV hesaplanmamaktadır.

Serbest bölgede faaliyet gösteren firmalarca, Türkiye’de mukim firmalara sunulan ve Türkiye’de faydalanılacak olan hizmetler, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun verginin konusunu belirleyen 1. maddesi hükmü gereğince katma değer vergisine tabi bulunmaktadır. Anılan Kanun’un 1. maddesinin 1 numaralı fıkrasında, Türkiye’de yapılan, ticari, sınai, zirai faaliyetler ile serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır.

 

IV- SERBEST BÖLGELERDE ELDE EDİLEN FAİZ GELİRLERİ VE REPO KAZANÇLARI

Konuya ilgili olarak Maliye Bakanlığı tarafından 04.09.2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin ‘İstisna Kazançların Kapsamı’ başlıklı 2.1.1 maddesinin 2. fıkrasına göre söz konusu kurumlar vergisi istisnası, serbest bölgelerde yürütülen faaliyetlerden elde edilen kazançlara ilişkin olduğundan, serbest bölgelerde elde edilmiş olsa dahi faiz, repo ve benzeri faaliyet dışı gelirlere teşmil edilebilmesi mümkün değildir.

Anılan Tebliğ’in 2.1.1 maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi ile Danıştay nezdinde açılan davada Danıştay 4. Dairesi’nin kararı ile ‘… kurumların ticari kazançlarının bir unsuru olan banka faiz gelirlerinin ana faaliyet konusu işlerden elde ettikleri ticari kazanç kapsamında olmadığı şeklindeki düzenleme ile 3218 sayılı Kanun’da öngörülmeyen bir sınırlama …’[2]getirildiğinden hareketle söz konusu 2.1.1 maddesinin 2. fıkrasının yürütmesinin durdurulmasına oy çokluğu ile karar vermiş bulunmaktadır.

Bununla birlikte Danıştay nezdinde görülmekte olan Davanın bu ara karar doğrultusunda mükellef lehine sonuçlanarak 85 No.lu Tebliğ’in 2.1.1 maddesinin 2. fıkrasının iptal edilmesi ve bu iptal kararının kesinleşmesi durumunda serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükelleflerin gelirlerinin faaliyet geliri ve faaliyet dışı gelir olarak ikiye ayrılması uygulaması son bulacak ve Maliye Bakanlığı tarafından 85 No.lu Tebliğ ile faaliyet dışı gelir olarak tanımlanmak suretiyle gelir ve kurumlar vergisine tabi tutulan faiz, repo ve benzeri gelirler de gelir veya kurumlar vergisi istisnasından yararlanmaya başlayacaktır.

Ancak yukarıda belirtildiği üzere söz konusu ‘Yürütmeyi Durdurma Kararı’, nihai bir karar olmayıp bir ara karar durumundadır ve Dava henüz sonuçlanmamıştır. Dolayısıyla Danıştay’ın 85 No.lu Tebliğ’in 2.1.1. maddesinin 2. fıkrasını iptal etmeme olasılığı da bulunmaktadır.

Diğer taraftan Mali İdare verdiği muktezalarda mevcut uygulamanın devam ettirilmesi yönünde kararlar vermektedir[3].

 

V- SERBEST BÖLGE MAL GİRİŞ/ÇIKIŞ BEDELLERİ ÜZERİNDEN ALINAN ÜCRETLER

3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun ‘Serbest Bölgelerin Gelir ve Harcamaları’ başlıklı 7/b maddesine göre, Yurt dışından bölgeye getirilen malların CIF, bölgeden Türkiye’ye çıkarılan malların FOB değeri üzerinden peşin olmak üzere binde 5 oranında kesinti yapılacaktır.

Bununla birlikte, serbest bölgelerde yatırım ve tesis safhasında kullanılan mallar, tevsi ve kapasite artırmak amacıyla getirilen mallar, kullanıcının kendisine ait olmayan bakım ve onarım maksadıyla getirilen mallar, bölgelere geçici olarak getirilen araç, gereç ve ekipmanlar, fason üretim amacıyla getirilen mallar, 06 Şubat 2004 tarihinden sonra faaliyet ruhsatı alanlardan imalatçı kullanıcıların dışındaki kullanıcılar tarafından yurt dışından bölgeye getirilen ve/veya bölgeden Türkiye’ye çıkarılan mallar yukarıdaki hüküm (7/b maddesi) uyarınca bir ücrete tabi tutulmaz. Ancak, bakım ve onarım ile fason üretimde yaratılan katma değer üzerinden ve 06 Şubat 2004 tarihinden sonra faaliyet ruhsatı alanlardan imalatçı kullanıcıların dışındaki kullanıcılar tarafından yurt dışından getirilerek bölge içinde satılan mallardan bu ücret alınır.

 

VI- TRANSFER FİYATLANDIRMASI MEVZUATI KAPSAMINDAKİ UYGULAMALAR

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinde kurumlar vergisi mükelleflerinin ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunmaları durumunda, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Mükelleflerin, transfer fiyatlandırmasına ilişkin belgelendirmeye dair yükümlülüklerine 1 Seri No.lu Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğ’de yer verilmiştir.

Buna göre serbest bölgelerde faaliyette bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, ilişkili kişilerle bir hesap dönemi içinde yaptıkları mal veya hizmet alım ya da satım işlemleri ile ilgili olarak Transfer Fiyatlandırması, Kontrol Edilen Yabancı Kurum ve Örtülü Sermayeye İlişkin Formu doldurmaları ve kurumlar vergisi beyannamesi ekinde, bağlı bulunulan vergi dairesine göndermeleri gerekmektedir.

Diğer taraftan, yine serbest bölgelerde faaliyette bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin ilişkili kişilerle yaptıkları yurt içi işlemlerine ilişkin olarak Yıllık Transfer Fiyatlandırması Raporunu hazırlamaları ve istenmesi durumunda İdare’ye veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz etmeleri zorunludur.

Ancak, kurumlar vergisi mükelleflerinin serbest bölgede faaliyette bulunan şubelerinin ayrıca rapor hazırlamasına gerek bulunmamaktadır. Anılan raporların en geç kurumlar vergisi beyannamesinin verilme tarihine kadar hazırlanması ve bu süre sona erdikten sonra, istenmesi durumunda Vergi İdaresine veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz edilmesi zorunludur.

 

VII- SONUÇ

 

25 Kasım 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5810 sayılı ‘Serbest Bölgeler Kanunu ile Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ Kanun ile Serbest Bölgeler Kanunu’nun vergi teşviklerini düzenleyen geçici 3. maddesinde 01 Ocak 2009 tarihi itibari ile geçerli olacak yeni düzenlemeler ile Serbest Bölgelerde halihazırda uygulanmakta olan diğer bazı düzenlemeler kısaca açıklanmaya çalışılmıştır.

Bu kapsamda Serbest Bölgeler Kanunu’nda yapılan değişiklikle, Avrupa Birliğine tam üyelik tarihine kadar;

– Serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunanların, bölgede gerçekleştirdikleri faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazançlarının gelir/kurumlar vergisinden,

– Serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunanların, üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az  % 85’ini yurtdışına ihraç etmeleri koşuluyla istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretlerin gelir vergisinden,

– Serbest bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemlerin ve düzenlenen kâğıtların damga vergisinden,

müstesna olacağı hüküm altına alınmaktadır.

 

 

Yazar:MehmetMÜSTEHLİK*

E- Yaklaşım / Nisan 2009 / Sayı: 196  

 


(*)       SMMM

[1]           İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 02.12.2005 tarih ve KDV.MUK.B.07.1.GİB.4.34.17.01.16/1.8515 sayılı Muktezası.

[2]           Dn. 4. D.’nin, 13.07.2006 tarih ve E.2005/1890 sayılı ara Kararı.

[3]           İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 11.05.2007 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-6- sayılı Muktezası.

 
 

Makale Okunma Sayısı: 964

İlginizi Çekebilecek Makaleler

TÜM MAKALELER

E-Bülten Üyeliği

Sizin ve işletmenizin daha başarılı olmasını sağlayacak; makaleler, haberler ve gelişmeler için hemen üye olun!