MAKALELER

Anasayfa > Makaleler

Yeni Yasa’ya Göre İbraname UygulamalarıYeni Yasa’ya Göre İbraname Uygulamaları

19 Ağustos 2019

I- GİRİŞ

İbra, ibraname, ibra sözleşmesi gerek ticarî hayatta gerekse çalışma ilişkilerinde çok sık duyulmaktadır. İbranın sözlük anlamı aklama, temize çıkarmadır. İbra, ibraname Arapça kökenli kelimelerdir.

“Bir kimseyi belli bir borcu ödemekten veya bir edimi, yükümlülüğü yerine getirmekten kurtarmak anlamında kullanılmaktadır. Alacaklının alacağının bir kısmından veya tamamından vazgeçmesi de ibradır. Yine alacaklının bir edimin kısmen veya tamamen yerine getirilmesini istemekten vazgeçmesi de ibradır.”(1)

İbraname, kelime anlamı alacaklının alacak hakkından tamamen ya da kısmen ivazlı ya da ivazsız vazgeçmesidir(2). İbra sözleşmeleri İsviçre Borçlar Kanunu’nun 115. maddesinde düzenlendiği halde, Türk Borçlar Kanunu’nda önceki yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda bir düzenlemeye yer verilmemiştir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nda ibra sözleşmeleri ile ilgili yeni düzenlemeler yapılmıştır.

II- İBRA SÖZLEŞMELERİNDE YAŞANAN PROBLEMLER

İbra sözleşmeleri, Borçlar Hukuku temelli olsa da en sık olarak İş Hukukunda kullanılmaktadır. Çalışma ilişkilerinde İbraname adıyla yaygın olarak kullanılmaktadır ve bu sözleşmelerin geçerliliği konusunda işçi yararına yorum ilkesi çerçevesinde değerlendirilmekte ve Yargıtay uygulamalarıyla sonuca gidilmektedir. Uygulamada en sık yaşanılan problem, iş akdi feshedilen işçinin işçilik alacaklarını alamadıklarını iddia etmesi, işveren tarafında ise işçilik alacaklarının ödendiği ve işçi tarafından imzalı ibra sözleşmesinin bulunduğu iddiasıdır. Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay temel olarak işçinin nedensiz yere işvereni ibra etmesini hayatın olağan akışına uygun bulmamakta ve ibra sözleşmelerini dar yorumlamaktadır. İşverenin işçiye olan borçlarını asıl sona erme nedeni ifa olarak ele almaktadır. İbrayı ise sınırlı biçimde değerlendirmektedir(3).

Uygulamada iş sözleşmesi devam ederken işveren tarafından alınan ibra sözleşmeleri geçerliliği bulunmamaktadır. İşçinin işverene bağlı olarak çalıştığı dönemde iş ilişkisi devam ederken, işveren tarafından işçiye imzalatılan ibra sözleşmelerine işçinin haklarını tam kapsadığını iddia etmek makul görünmemektedir. Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir(4). Bunun yanında ibranamede tarihin bulunmaması da ibranameyi geçersiz hale getirmektedir. İbraname ile ilgili irade fesadı iddialarında da bir yıllık hak düşürücü sürenin iş sözleşmesi bittikten sonra başladığını da kabul etmek gerekecektir. İş sözleşmesi devam ederken, irade fesadı itirazında bulunulamayacağını da kabul etmek gerekecektir(5). İbranamelerde alacak kalemlerinin açıkça tadadi olarak sayılması bunun yanında fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamelerde, irade fesadı halleri ispatlanmadıkça ibra iradesi geçerli kabul edilmelidir. Miktar içeren ibra sözleşmelerinde alacağın tamamının ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olacağından, kısmi ödeme itirazlarında bu ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmekte, gerçek alacak miktarı tespit edilerek ibra edilen kısmın tenkisi yapılmak gerekmektedir. Miktar içeren ibranamelerin iş sözleşmesinin devam ettiği sürede alınmış olması da bu ibranamenin makbuz niteliğini ortadan kaldırmamaktadır(6). Bu konudaki en önemli sıkıntılardan biri de ibraname de yer almayan işçilik alacakları bakımından borcun sona erdiğinden söz edilemeyeceğidir. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmının ödenmesi halinde ibranamede gösterilmeyen diğer alacakların yönünden geçersiz ise de ödenip ibra edildiği kabul edilen ve ihtilaf bulunmayan işçilik alacakları kalemleri yönünden ibranameyi geçerli kabul etmek gerekecektir. Yani bir kısım alacaklar yönünden ibraname geçerliyken ibranamede gösterilmeyen ya da çelişki sebebiyle kabul edilemeyecek olan bölümler yönünden, ibraname geçersiz kabul edilecektir. Bu uygulamalar 01.07.2012 tarihinden önceki dönem için geçerlidir.

III- TÜRK BORÇLAR KANUNU’NDA YAPILAN DÜZENLEME

Türk Borçlar Kanunu’nun 132. maddesinde borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir şeklinde düzenlenmiştir. Bu maddeyle şekle bağlı olmaksızın ibraname düzenlenebileceği, bunun yanında şekil şartı gerektiren ibranamelerde de şekle bağlı olunması gerektiği düzenlenmiştir. Bu maddeyle İsviçre Borçlar Kanunu’nda olan ancak bizim Borçlar Kanunumuzda düzenlenmeyen ibra düzenlenmiştir. Bizi ilgilendiren kısım ise 420. maddede düzenlenmiştir. “İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.

Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.

İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır.”(7)

Madde gerekçesinde ise işçinin işverenden olan alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin geçerliliğinin iki şarta dayandığını bu şartların birlikte gerçekleşmiş olması gerektiği bu şartların da ibra sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerektiği bunun yanında sözleşmede ibra konusu alacağın türü ve miktarını açıkça belirtilmiş olması gerektiği gerekçelendirilmiştir. Gerekçede ayrıca hizmet sözleşmesinin devam ettiği sırada veya sona ermesinden başlayarak bir ay geçmeden işçi aleyhine yapılan ibra sözleşmelerinin hükümsüz olduğu gerekçelendirilmiştir.

IV- DEĞERLENDİRMELER

Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde ibranamenin geçerlilik şartları ile ilgili düzenlenmeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerde ibraname konusunda çalışma ilişkilerimizde yaşanan ibranameden kaynaklanan ihtilaf konuları yazılı mevzuatla düzenlenerek çözüme gidilmeye çalışılmıştır. Öncelikle işçilik alacaklarından çok önemli ihtilaf konularından olan ibranameler konusunda yazılı mevzuat ile düzenleme yapılmış olması sevindiricidir. 420. maddede düzenlenen başlıkları saymak gerekirse ibranamenin yazılı olması, ibranamenin iş sözleşmesinin feshinden en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran banka aracılığıyla ve noksansız yapılması şarttır. Bu şartların hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartları taşımayan ibranameler kesin olarak hükümsüzdür.

a) İbranamenin Yazılı OlmasıYapılan yeni düzenleme ile ibranamenin geçerli olması için her halükarda yazılı yapılması şarttır. Aynı Kanun’un 132. maddesinde şekil şartının bulunmadığı hallerde de şekle bağlı olmaksızın ibra sözleşmelerinin geçerli olduğu belirtilmiş ise de işçilik alacakları yönünden şekil şartına bağlı olmaksızın yazılı şekilde ibra sözleşmesinin yapılması şarttır.

b) İş Sözleşmesinin Feshinden İtibaren Bir Aylık Sürenin Geçmesi: Yeni düzenleme ile ibranamenin fesihten itibaren bir aylık sürenin geçmesi şartı getirilmiştir. Bu düzenleme ile işçinin alacaklarının gecikeceği düşünülse bile işçilik alacaklarının ifası ile ibraname düzenleme şartlarını ayırmak gerekecektir. Ayrıca bu süre içerisinde işçinin iş güvencesinden yararlanması ile ilgili hususlar da netleşeceğinden bu şartın da işçi lehine olduğu kabul edilmelidir.

c) İbra Konusu Alacağın Türünün ve Miktarının Açıkça Belirtilmesi:Önceki uygulamalarda en sık yaşanan problem, işçi tarafından ibra sözleşmesine, işverenden her türlü hak ve alacaklarını aldığını ve ibra ettiğini belirten sözleşmelerin geçerlilik sorunuydu. Bu uygulamalarla kanundan kaynaklanan hangi alacaklarının ve miktarlarının belli olmaması sebebiyle ihtilaf yaşanmaktaydı. Yargıtay alacak kalemlerinin yazılı olmaması halinde ibranameyi geçersiz, kısmi yazılı olması halinde ise makbuz niteliğinde saymaktaydı. Bu düzenlemeyle yazılı olmasının yanında alacak kalemlerinin ve miktarlarının açıkça yazılması, ibra konusundaki iradelerin net hale getirecek ve ihtilafları önleyecektir. Bu konuda yaşanan hukuki sıkıntılar da önlenmiş olacaktır. Ayrıca miktar konusunda ihtilaf olması halinde ibranameye yazılan alacak kalemi miktarı yönünden yine makbuz niteliğini taşıyacaktır.

d) Ödemenin Banka Aracılığıyla Yapılması: İbra konusunda işçiler yönünden en ciddi sıkıntı, ibra sözleşmesine imza attığı halde işveren tarafından ödemenin yapılmadığı iddiası idi. Uygulamada da gerek iş sözleşmesi devam ederken alınan ibranameler, gerekse sözleşmenin feshedildiği dönemde verilen ibra sözleşmelerinden sonra işçi tarafından işçilik alacaklarının alınamadığı, ibranamenin verilmiş olması sebebiyle de ispat noktasında çok ciddi problem yaşanmaktadır. Maddede yapılan düzenleme ile ödemenin ispatı banka kanalıyla yapılması halinde ödendiği ispat edilmiş olacaktır. Bunun dışında ödeme iddiaları geçersiz olacaktır. Bu düzenleme baştan beri ibra konusunda “dar yorum”, “işçi lehine yorum” gibi ilkelerle işçi lehine düzenlemeler yapılmaya çalışılmış ise de maddedeki bu düzenleme ile bankadan ödeme zorunluluğunun getirilmesi, bu alanda yaşanan problemlerin tamamını ortadan kaldıracak şekildedir.

V- SONUÇ

İbra konusu ve ibra sözleşmeleri yazılı mevzuatın olmayıp, içtihat hukukuyla çözüme gidilmesinden dolayı ciddi problemler yaşanmaktaydı. Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmeden ödeme kalemleri, ispat mükellefiyeti, hangi kalemlerin ödenip ödenmediği gibi konularda nev-i şahsına münhasır çözümlere gidilmekte idi. Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile işçi alacaklarındaki ibra sözleşmeleri konusunda ciddi oranda problemlerin çözüleceğini söyleyebiliriz. İbra sözleşmesinin yazılı yapılması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının yazılı olma zorunluluğu ve de ispat açısından ödemenin banka kanalıyla yapılma zorunluluğu, çalışma ilişkilerinde işçilerin yaşadığı problemleri çözebilecek niteliktedir. Ancak ibranamenin, iş ilişkisi kesildikten en az bir ay sonra yazılı olarak düzenlenecek olması ibraname düzenlemelerini uygulanamaz hale getirebilecektir. Bu konuda yeni bir düzenlemenin yapılması ve bir aylık sürenin yeniden değerlendirilmesi daha sağlıklı sonuçlar vereceği kanaatini oluşturmaktadır. Yapılacak yeni düzenleme, çalışma barışına ve ibranamenin uygulanırlığına katkı sağlayacaktır. Yine de yeni Yasa’nın yürürlüğe girmesiyle Yargıtay’ın vermiş olduğu yeni içtihatlar da düzenlemenin faydalı olduğunu göstermektedir.

Yazarlar: Gürbüz ERDOĞAN*                Onur ERDOĞAN**

Yaklaşım / Ağustos 2013 / Sayı: 248 

*           Av., ÇASGEM Hukuk Müşaviri

**          Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim Uzman Yrd.

(1)        Erol TÜRK, www.3ehukuk.com

(2)        Nevzat ODYAKMAZ, Çalışma Hukuku Sözlüğü,  Beta Yayınevi, 2007

(3)        Yrg. 9. HD.’nin, 07.04.2011 tarih ve E. 2009/9718, K. 2011/10393 sayılı Kararı.

(4)        Yrg. 9. HD.’nin, 15.10.2010 tarih ve E. 2008/41165, K. 2010/29240 sayılı Kararı.

(5)        Yrg. 9. HD.’nin, 07.04.2011 tarih ve E. 2009/9718, K. 2011/10393 sayılı Kararı.

(6)        Yrg. 9. HD.’nin, 24.06.2010 tarih ve E. 2008/33748, K. 2010/20389 sayılı Kararı.

(7)        04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Makale Okunma Sayısı: 313

İlginizi Çekebilecek Makaleler

TÜM MAKALELER

E-Bülten Üyeliği

Sizin ve işletmenizin daha başarılı olmasını sağlayacak; makaleler, haberler ve gelişmeler için hemen üye olun!