MAKALELER

Anasayfa > Makaleler

Yurtdışından Temin edilen hizmetlerle ilgili stopaj ve kdv sorumlulukları

19 Ağustos 2019

I- GİRİŞ

Bu yazı, Türkiye’de işyeri ve daimi temsilcisi olmadığı için, Türkiye’de yıllık beyanname usulünde vergilendirilemeyen yabancı kurumlardan temin edilen hizmetlerle ilgili olarak Türkiye’de sorumlu sıfatıyla kurumlar vergisi ve KDV tevkifatı yapılıp yapılmayacağına ilişkin yasal düzenleme ve uygulamalar hakkında mükelleflerimizi bilgilendirmek ve olası tereddütleri gidermek amacıyla kaleme alınmıştır.

 

II- KURUMLAR VERGİSİ STOPAJI

A- BU STOPAJ KİMLERE YAPILACAKTIR?

Yapılacak stopaj, Türkiye’de kurumlar vergisi mükellefi olmuş yabancı ortaklı şirketler ya da bu şirketlerin Türkiye’deki şubeleriyle de ilgili değildir. Zira, bu iki durumda da, Türkiye’de tam ya da dar mükellef şekilinde vergiye tabi olan ve Türkiye’deki vergi kanunlarına göre fatura düzenleyen ve beyanname veren bir Şirket bulunmaktadır.

Bu stopaj, Türkiye’de işyeri ve daimi temsilcisi olmadığı için, Türkiye’de yıllık beyanname usulünde vergilendirilemeyen yabancı kurumların Türkiye’de elde ettikleri gelirleri için uygulanacaktır.

Ancak bu durum yurt dışından gelen her hizmet belgesi için tevkifat yapılacağı anlamında gelmemelidir.

Öncelikle, o hizmetin nerede yapıldığına ve hizmetten nerede faydalanıldığına bakmak gerekecektir.

Hizmet Türkiye’de sunulmuş ise ve vergi anlaşmalarında aksi öngörülmemişse, burada kesin olarak stopaj yapmak gerekecektir.

Hizmet yurt dışında verilmiş olmakla birlikte, hizmetten Türkiye’de yararlanılmış ise, bu durumda da stopaj yapmak gerekecektir. Örneğin, Türkiye’deki bir binanın projesi Almanya’da yapılmış ise, Türkiye’de yararlanma şartı gerçekleştiği için, burada stopaj uygulanacaktır.

Hizmet yurt dışında verilmiş ve yararlanma da yurt dışında gerçekleşmiş ise, burada stopaj olmayacaktır. Örneğin, bir turizm seyahat firması, yurt dışına turist gönderdiğinde, turistlere yurt dışında sağlanan konaklama, rehberlik, sağlık ve benzeri hizmetler için aldığı belgeler için stopaj yapmayacaktır.

Bunun yanı sıra ödeme yapılan kurumun mukimi olduğu ülke ile Türkiye’nin bir vergi anlaşması (Çifte Vergilemeyi Önleme Anlaşması) yapıp yapmadığı ve yapılan anlaşmada, Türkiye’ye böyle bir tevkifat yapma yetkisinin verilip verilmediği de stopaj için önemli bir konu olacaktır. Şu an altmışın üzerinde ülkeyle bu türde anlaşma var. Anlaşmada, tevkifat yapma yetkisi Türkiye’ye verilmemiş ise, Türkiye’de stopaj yapmak gerekmeyecektir. Yine aynı şekilde, anlaşmada tevkifat için öngörülen oran, Türk vergi mevzuatına göre daha düşükse, o oranın uygulanması gerekecektir. Anlaşmadaki oran daha yüksekse, Türk vergi oranı uygulanacaktır.

Vergi anlaşmalarındaki hükümlerle ilgili kritik değerlendirmeleri yaparken, bu konuyla ilgili ilerleyen bölümlerdeki detay açıklamalara uygun hareket edilmelidir.

B- STOPAJ HANGİ FAALİYET VE GELİR TÜRLERİNDE UYGULANACAKTIR?

Bu stopaj, yabancı kurumların Türkiye’de elde ettiği danışmanlık ve benzeri mesleki hizmet gelirleri, gayrimenkul sermaye kiralama gelirleri, gayrimaddi hak satış ve kullandırma gelirleri için uygulanacaktır.

C- STOPAJI KİMLER YAPACAKTIR?

Bu stopaj, Türkiye’de bu hizmetten yararlanan ve yabancı kurumlara bu kazancı sağlayan Türkiye’de kurulu kurumlar tarafından yapılacaktır.

Ödemenin nakden ve hesaben yapılması stopaj yapılması açısından herhangi bir fark yaratmayacaktır.

D- YAPILACAK STOPAJIN MATRAHI VE ORANI NE OLACAKTIR?

BKK ile belirlenen genel oran % 15, mesleki faaliyetlerde ise % 20’dir.

Ancak, hizmet ve gelir türlerine göre bu oranlar değişmektedir. Dolayısıyla, uygulanacak oranların tespiti için KVK’nın 30. maddesine bakmak gerekecektir.

Yapılacak tevkifat, yurtdışına yapılacak ödemelerin brüt tutarları üzerinden gerçekleştirilecektir. Eğer yurt dışına belli bir tutarda ödeme yapılmış ise, bu tutar net ödeme sayılacak ve ödeme tutarından hareketle brütleştirilme yapılacak ve bulunan bu tutar tevkifata tabi tutulacaktır.

Karşı firmayla yapılacak iş sözleşmelerde bu hususa çok dikkat edilmelidir.

E- STOPAJ NE ZAMAN YAPILACAKTIR?

Yasa’ya göre, yabancı ülke mükelleflerine bu türde nakit ya da hesaben ödeme yapanlar ile tahakkuk işlemi yapanlar, bu işlemleri yaptıkları ayı izleyen ayın 20. günü akşamına kadar tevkif ettikleri vergiyi vergi dairesine ödemek zorundadırlar.

Nakit bir ödeme yapılmasa bile, alınan hizmetle ilgili olarak yurt dışından gelen bir belge kayıtlara gider yazıldığı ve karşı taraf hukuken ve ekonomik olarak alacaklı hale getirildiği anda, hesaben ödeme veya tahakkuk işlemi gerçekleşeceği için, tevkifat yapma yükümlülüğü doğmuş olmaktadır.

F- STOPAJ UYGULAMASIYLA İLGİLİ KARŞI TARAFTAN ‘MUKİMLİK’ BELGESİ ALINMALI MIDIR?

Mukimlik belgesi, gerçek kişi ya da şirketlerin hangi ülkenin mükellefi olduklarını gösteren bir belgedir.

Bu belge, yabancı mükelleflerle ilgili istisnai ve özellikle vergi anlaşmasındaki özel hükümlerin uygulanması açısından kanıt oluşturacak bir öneme sahiptir. Eğer bu belge olmaz ve karşı tarafın ilgili ülkenin mukimi olduğu kanıtlanmaz ise, indirimli oranlardan yararlanmak mümkün olmayacağı için, bu belgenin işlem yapıldığı sırada karşı taraftan istenmesinde fayda olacaktır.

Hatta, gerek vergi oranları, gerekse anlaşmalarda yer alan koşulların gerçekleşme durumları itibariyle Vergi Dairesi ile olabilecek anlaşmazlıklarda, sonradan farklı stopaj uygulama zorunda kalındığında sıkıntıya düşmemek için, karşı taraftan böylesi durumları garantiye alan bir ‘taahhütname’ alınması uygun olabilecektir. Çünkü aksi bir tespitte vergi idaresi sizi sorumlu tutacaktır.

Bu taahhütte her ne sebeple olursa olsun, yapılacak ödeme nedeniyle stopaja dönük bir sorun çıkarsa vergi, ceza ve faiziyle rücu edileceği, gerekli her türlü dokümanın yabancı şirketçe sağlanacağı belirtilmelidir.

Karşı firmayla iş yapılırken, bu husus iş sözleşmelerine yansıtılmalıdır.

G- ÖDEMENİN SERBEST BÖLGEYE DÖNÜK YAPILMASI UYGULAMAYI DEĞİŞTİRECEK MİDİR?

Ödemenin serbest bölgeden yapılıyor olması stopaj yükümlülüğünü kaldırmamaktadır. Zira, serbest bölgeler, vergisel anlamda yurt dışı sayılmaktadır.

 

III- VERGİ ANLAŞMALARINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Sunulacak mesleki hizmet faaliyetleriyle ilgili olarak vergi anlaşmalarındaki 14. maddede genel olarak aşağıdaki düzenlemeler bulunmaktadır.

a- Hizmet yurt dışından Türkiye ye gelinmeksizin verilmişse stopaj yapılmayacağı,

b- Hizmet Türkiye’ye de gelinerek yapılıyorsa bir yılda (veya bazı anlaşmalardaki ifade ile birbirini izleyen 12 aylık dönemde) Türkiye de hizmet için geçen zamanların 183 günü aşması gerektiği.

Bu durumda, şayet yabancı bir firma şirketinize veya başka şirketlere Türkiye’ye gelerek iş yapmadığı veya gelse bile bir yılda 183 günü aşmadığı takdirde, Türkiye’de bu işle ilgili olarak stopaj yapılmayacaktır.

183 gün hesabıyla ilgili olarak yurt içinde iş için kalınan süre önem arz ettiği için, bu işle ilgili olarak kanıt oluşturması açısından, Türkiye’ye gelen gidenlerin geliş gidiş bilgilerini ve pasaport kopyalarını dosyalamakta ve karşı taraftan alınacak belgelerde süreye ilişkin açıklama yapmakta fayda vardır.

Yapılan iş, Türk vergi sistemine göre mesleki faaliyet olarak adlandırılsa bile, vergi anlaşmalarında farklı faaliyet alanları kapsamında değerlendirilmiş olabilmektedir. Bu nedenle, yapılan işin mahiyetiyle ilgili olan anlaşma hükmünü göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

Bundan öte, bir vergi planlaması aracı olarak, yapılacak işin mahiyeti saptandıktan sonra, en avantajlı ülke anlaşmasını tespit edip, mümkünse hizmeti oradan temin etme yolu bile denenebilecektir.

Kendimize uygulamada bir yol haritası çizmek açısından, Türkiye’de işyeri ve daimi temsilcisi vasıtasıyla gelir elde etmeyen yabancı mükelleflerden temin edilen hizmetlerle ilgili olarak yapılan ödemeler için sırasıyla aşağıdaki yöntemi takip etmek en doğru uygulama olacaktır.

● Yabancı firmanın mukimi olduğu devlet tespit edilmelidir.

● Bu ülkeyle bir vergi anlaşmasının olup olmadığı belirlenmelidir.

● Bu firmanın anlaşma hükümlerinde göre Türkiye’de işyerinin ya da daimi temsilcisinin olup olmadığı tespit edilmelidir. Eğer anlaşmanın öngördüğü şekilde bir işyeri oluşmuş ise, bu durumda anlaşmanın Ticari Kazançlarla ilgili 5 ve 7. madde hükümleri uygulanır.

● Bu firmanın anlaşma hükümlerinin öngördüğü anlamda Türkiye’de bir işyeri ya da daimi temsilcisi yoksa; ödemenin ne tür bir hizmet için yapıldığının kesin olarak tespiti yapılmalıdır.

● Ödeme yapılan hizmetin türüne göre ilgili anlaşma maddesi bulunmalıdır.

● İlgili Anlaşma maddesinde, bu işlemle ilgili olarak Türkiye’ye vergileme hakkı verilip verilmediği ya da vergi oranı sınırlaması öngörülüp öngörülmediği tespit edilmelidir.

● Anlaşmada Türkiye’ye vergileme hakkı tanınmış ise, ödemenin Türk vergi kanunlarındaki gelir türünün tespiti; buna göre vergileme şeklinin ve vergi oranın tespiti gerekir.

● Oran konusunda anlaşmada belirtilen bir sınırlama varsa bu oranın uygulanması gerekir.

● Vergi kesintisi yapılan ödemeyle ilgili fatura ve vergi oranın sınırlandığı anlaşma hükmü ve mukimliği kanıtlayıcı belgelerin muhtasar beyannameye eklenmesi gerekir.

● Gelir türü ve ilgili anlaşma maddesinin yorumuyla ilgili tereddüt halinde, bir dilekçeyle vergi dairesinden görüş istenmesi gerekir.

 

IV- KATMA DEĞER VERGİSİ UYGULAMASI

 

Konu Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu’nun 4, 6 ve 9 numaralı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.

 

● KDV açısından bir hizmetin Türkiye’de KDV’ye tabi olabilmesi için hizmetin Türkiye’de yapılması ya da hizmetten Türkiye’de faydalanılması gerekmektedir.

Hizmet Türkiye’de yapılıyorsa, hiçbir tereddüt olmaksızın işlemin KDV’ye tabi tutulması gerekecektir.

Hizmet yurt dışında verilmekle birlikte, hizmetten Türkiye’de faydalanılması halinde de KDV hesaplanacaktır. Burada tereddüte düşülmesi halinde, yapılacak iş, hizmetin yabancı ülkedeki bir faaliyet için mi, yoksa Türkiye’deki bir faaliyet için mi verildiğinin tespit edilmesidir. Eğer, Türkiye’deki faaliyetler için yabancı ülkeden hizmet temin edilmiş ise, burada KDV hesaplanması gerekecektir.

Maliye Bakanlığı, Türkiye’ye ithal edilen mallara yönelik hizmetleri, söz konusu mallarla birlikte ithal edilmiş sayarak KDV’ye tabi tutarken, yabancı firmaların Türk ihraç mallarına yönelik hizmetlerini ise, ‘faydalanmanın’ Türkiye dışında olduğu düşüncesiyle KDV sorumluluğu dışında tutmuştur(1). Hesaplanacak KDV, sorumlu sıfatıyla, hizmetten yararlanan Türk firması tarafından beyan edilecektir.

 

● Yurt dışından temin edilen hizmetlerle ilgili olarak 2 numaralı KDV beyannamesiyle beyan edilen KDV, aynı zamanda indirim konusu yapılacaktır.

 

● Karşı tarafla yapılacak işlemlerde, bu husus hizmet sözleşmesine yansıtılmalı; brüt hizmet bedeli üzerinden KDV’nin ödenmesi gerektiği karşı tarafa belirtilmelidir.

 

● Bir vergi anlaşması uyarınca, hizmetin kurumlar vergisi stopajına tabi olmaması, KDV açısından yapılması gereken stopajı etkilemeyecektir. KDV ayrı, kurumlar vergisi ayrıdır.

 

 

Yazar:MuratTOKMAKKAYA*

Makale Okunma Sayısı: 1018

İlginizi Çekebilecek Makaleler

TÜM MAKALELER

E-Bülten Üyeliği

Sizin ve işletmenizin daha başarılı olmasını sağlayacak; makaleler, haberler ve gelişmeler için hemen üye olun!